Amasya’daki olayda ilginç ayrıntı
”Namaz kılmaları ve kapanmaları” yönünde baskı gördüğü iddia edilen 4 kız öğrenciyle ilgili inceleme yapan Meclis üyeleri haberi yapan gazeteciye sert tepki gösterdi.
”Namaz kılmaları ve kapanmaları” yönünde baskı gördüğü iddia edilen 4 kız öğrencinin durumunu incelemek amacıyla Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesinde incelemelerde bulunan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Alt Komisyonu, raporunu tamamladı.
Raporda, ”Lisedeki 4 öğrencinin okuldan ayrılması, okul yönetimi ve öğretmenlerin dini baskısından kaynaklanmamıştır. Okulda, dikkate alınması gereken bir arkadaş baskısının var olduğu tespit edilmiştir” değerlendirmesinde bulunuldu. Komisyon Başkanı Zafer Üskül, AK Parti İstanbul Milletvekilleri Halide İncekara ve Mustafa Ataş ile AK Parti Denizli Milletvekili Mithat Ekici’den oluşan alt komisyon, 23 Kasım Cuma günü Amasya’ya giderek, iddiaları araştırmak üzere incelemelerde bulundu.
Alt komisyon, 11 sayfalık raporunu hazırlayarak komisyona sundu. Raporda, basında çıkan bazı haberlerde, ”9. ve 10. sınıf kız öğrencileri H.D, G.D, Ş.Ç ve Ş.D’nin, öğrenim gördükleri Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesinde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Ahmet Aydın ile kaldıkları okul pansiyonu müdür vekili Özlem Yıldız tarafından ”namaz kılmaları ve kapanmaları” yönünde baskı gördükleri ve öğrencilerin bu baskı sonucunda okuldan kayıtlarını aldırarak, Aydınca Beldesindeki düz liseye nakil yaptırdıklarının” iddia edildiği kaydedildi.
-OKUL MÜDİRESİ: ”KİMSEYE DİNİ BASKI YAPILMADI”-
Rapora göre, görüşülen Okul Müdiresi Fatma Dikdere, okullarında öğretmenler ve öğrenciler tarafından kimseye dini baskı yapılmadığını; ramazan ayında oruç tutanların da tutmayanların da olduğunu söyledi.
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Ahmet Aydın ise kimseye dini baskı yapmadığını, öğrencilere Diyanet İşleri Başkanlığının bastığı Kuran’ı Kerim’in mealini okumalarını tavsiye ettiğini ve okuldaki hangi öğrencinin alevi olduğunu bilmediğini kaydetti.
Öğretmen Özlem Yıldız ise pansiyonda kalan 176 öğrencinden yaklaşık 150’sinin oruç tuttuğunu, oruç tutmayanlara baskı yapılmadığını; özel hayatında başını örttüğünü ancak resmi görevi sırasında başını örtmediğini ifade etti. Pansiyonda kalan öğrencilerden bazıları oruç tutmadıklarını ve bu yüzden baskı görmediklerini ifade ederken; alevi öğrenciler, kimsenin dini inançları nedeniyle baskı yapmadığını söylediler.
-”KENDİMİ DIŞLANMIŞ HİSSETTİM”-
Kız öğrencilerden Ş.D. öğretmenlerden baskı görmediğini, arkadaşlarından baskı hissettiğini, çünkü bir çok arkadaşının oruç tuttuğunu, namaz kıldığını ve bazı arkadaşlarının kendisine ”oruç tutalım, namaz kılalım” dediğini, bu nedenle kendisini dışlanmış hissettiğini anlattı.
Kız öğrencilerden Ş.D, okuldan ayrılış gerekçesi olarak, kurumsal baskı görmediği halde arkadaşları arasında kendisini dışlanmış hissetmesi ve ailesinden uzak olmasını gösterdi. Ş.Ç, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeninden duyduğu rahatsızlığın, H.D ise okulu ve bölümü sevmemesini okuldan ayrılma gerekçesi olarak anlattı. Ş.D, olaya ilişkin bir gazetede çıkan haber kendisine gösterildiğinde, ”toplu namaz kıldırıyorlar” ve ”Arkadaşlar beraber namaz kılalım dediler” sözlerini söylemediğini kaydetti.
-”HEYET, AK PARTİ’NİN HEYETİ DEĞİL”-
Raporda, incelemelerde bulunan heyetin AK Parti heyeti olmadığı, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Alt Komisyonu heyeti olduğu belirtildi. Alt komisyon çalışmalarına katılmaları için MHP Milletvekilleri Mehmet Ekici ve Şenol Bal ile CHP milletvekilleri Malik Ecder Özdemir ve Çetin Soysal’a haber verildiği, ancak programlarının müsait olmaması nedeniyle katılamadıkları kaydedildi.
Heyetin görüşmeler yaptığı, hiç kimseyi sorgulamadığı belirtilen raporda, CHP Sivas Milletvekili Özdemir’in de heyetten ayrı olarak Amasya’da yaptığı incelemelerde; öğrencilere, öğretmenler ve pansiyon yöneticilerince dini baskı yapıldığı yönünde bir izlenim edinmediği vurgulandı.
-”OKULDAKİ ARKADAŞ BASKISI GENEL BİR SORUN”-
Raporda, ”Okuldaki arkadaş baskısının varlığının, genel bir toplumsal sorun olarak vurgulanmasının, okul ve pansiyon yönetiminin bu konuda daha da duyarlı davranmasının yararlı olacağı” ifade edildi. Alt komisyon raporunun sonuç bölümünde ise şu görüşlere yer verildi: ”4 kız öğrencinin okuldan ayrılması, okul yönetimi ve öğretmenlerin dini baskısından kaynaklanmamıştır.
Okulda, dikkate alınması gereken bir arkadaş baskısının var olduğu, basının olaya ilişkin tutumunun okul yönetimi, öğretmen, öğrenci ve velileri rahatsız ettiği, başta haberi ilk kez yayınlayan gazeteci olmak üzere olaya yer veren basın yayın organlarının sorumsuz, yanlı, yanlış, toplumu bölünmeye götürebilecek yayında bulunduğu tespit edilmiştir.”
AA
Tevhide’ye birincilik getiren kompozisyon
İşte Tevhide’ye birincilik getiren yazı…
Adana’nın Kozan ilçesinde düzenlenen yarışmada birinci olan ve 24 Kasım Öğretmenler Günü töreninde ödülünü alamadan kürsüden indirilen imam hatip lisesi öğrencisi Tevhide Kütük’e birincilik getiren kompozisyon yayınlandı.
Bir öğretmen olmalı…
“Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygı değer insanlarıdır” diyen Başöğretmen’in duyduğu saygı kadar saygı duyuyorum sana. Onun verdiği değer kadar değerlisin
Öğretmen… ne demektir öğretmen? Öğretmen, toplumu cehaletten kurtarmaya çalışan bir savaşçı. Alilere, Fatmalara, Yasinlere bilgi dağıtan, onlara sevgiyle yaklaşan, onları saran sıcak bir kucak. Ya da ufukları aydınlatan bir kandil…
Ben, seni böyle tarif ediyorum öğretmenim. Yalnız bu kadar mı? Hayır. Sen bir ufku aydınlatmak uğruna mum gibi erimeye razı olan. Sen, taze ruhları işleyip, onlara şekil veren. Ve sen ki; tarumar olmuş bir bahçenin son ümidi… Bir heykeltraşın mermere verdiği şekil misali bilginle şekillendir beni. Sadece beni mi? Hayır, ben nasıl muhtaçsam sana bir öksüz, bir yetimde öyle muhtaç.
ÖĞRETMENİM SEN BİR ANNESİN
Sen “ah, bir öğretmenim olsa, beni bilgisiyle sulasa, beni ısıtsa” diyen sokak çocuğunun hayalisin. Onun masum gözlerinde canlandırdığı annesin. Ya da baba… Bunca çiçekler susuzken sana, bilgi yağmurunu sal onlara. Yağmurunda can bulsunlar, güneşinde sevgi. Uzatmalısın ellerini.
Yetişmeli elin taa Doğulara, Batılara, Kuzeylere ve Güneylere. Hatta dünyanın dört bir yanına. Fakat ülkeler değil, gönüller fethetmelisin. “Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygı değer insanlarıdır.” diyen Başöğretmen’in duyduğu saygı kadar saygı duyuyorum sana. Onun verdiği değer kadar değerlisin. Gözlerine baktığımda görmeliyim; okyanusların derinliklerini, dünyayı, gezegenleri. Ellerini uzattığında anlamalıyım; tarihimi, geçmişimi, atalarımızın bizler için yaptıklarını. Ve dudaklarında dökülen her söz belleğime yerleşmeli.
BİR GÜN GÖREVİN KALMALI YADİGAR
Birgün gelmeli. Öyle birgün gelmeli ki, görevin yadigâr kalmalı bana. Verdiğin emeği, sevgiyi, bilgiyi ben de sunmalıyım Mehmetlere, Sevdalara. En güzide bilgiler vererek yetiştirmeliyim onları. Bana “öğretmenim” diyen küçük kalpleri hazırlamalıyım geleceğe…
İşte bu duygularla nesillere ulaşmalı. Öğretmenlik, Sadece 24 Kasımlarda değil, Şubatlarda, Nisanlarda da hatırlanmalı öğretmenin değeri. Toprağın altında gömülü kalmamalı, asırlarca. Bilgi için GÖNÜLLER KAZANMALI BİR ÖĞRETMEN, GÖNLÜNÜ ADAMALI BİR ÖĞRENCİ…
SAYGILARIMLA
YENİŞAFAK