Süreli yayın nasıl çıkarılır, koşulları nelerdir?
Tayfun ÇAVUŞOĞLU
5187 sayılı yeni Basın Kanunu TBMM’den 9 Haziran 2004 tarihinde geçti. Türkiye’nin neresinde olursa olsun, süreli yayın çıkarmak isteyen kişi, kurum ya da kuruluşlar, o merkezdeki Cumhuriyet Başsavcılığı’na beyanname vererek bildirimde bulunmak zorundadır.
Türkiye’de gazete&dergi vs yayını izne tabi değildir. Ancak gerekli belgeleri hazırlayıp, ilgili makamlara vermek suretiyle bir “bildirim” zorunluluğu vardır.
Kuruluşta yapılan bildirimin ardından, çıkan her nüshanın ikişer örneği ilgili cumhuriyet savcılığına “alındı belgesi” karşılığında gönderilmelidir.
Yayın başladıktan sonra en geç bir ay içerisinde, mevkutenin sahibi, yazı işleri müdürü ve yazarlarının “mal bildirimi”nde bulunması -ve her yıl yenilemesi- gerektiğini de ayrıca hatırlatalım.
Mevkute kuruluşunda, mevkutenin sahibi ve mevkutenin sorumlu yazıişleri müdürü ile ilgili verilmesi gereken belgeleri Basın Kanunu’nun aşağıda aktardığımız maddeleri, net cümlelerle açıklamaktadır.. Önce kanun maddelerini aktaralım, ardından da en alt bölümde detaylı olarak yapılacak işlemler konusunda bilgi aktaracağız.
KURULUŞTA GEREKLİ OLAN BELGELER
Beyanname verilmesi
MADDE 7. — Süreli yayınların çıkarılması için, kaydedilmek üzere yönetim yerinin bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığına bir beyanname verilmesi yeterlidir. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen kayıtlar alenidir.
Kayıt için verilen ve yayın sahibi, sahibin küçük veya tüzel kişi olması halinde temsilcisi ile sorumlu müdür tarafından imzalanan beyannamede yayının adı ve mahiyeti, hangi aralıklarla yayımlanacağı, yönetim yeri, sahibinin, varsa temsilcisinin, sorumlu müdürün ad ve adresleri ile yayının türü gösterilir.
Beyannameye, 5 inci ve 6 ncı maddelerde yazılı şartların varlığını gösteren belgeler ile yayın sahibi tüzel kişi ise tüzüğünün veya ana sözleşmesinin veya vakıf senedinin bir sureti eklenir.
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından beyanname ve eklerinin teslim edildiğini gösteren bir alındı belgesi verilir.
Beyannamenin incelenmesi
MADDE 8. — Beyannamenin ve eklerinin gerekli veya gerçek bilgileri içermemesi veya yayın sahibinin veya temsilcisinin veya sorumlu müdürün 5 inci ve 6 ncı maddelerde yazılı şartlara sahip olmaması halinde, Cumhuriyet Başsavcılığı beyannamenin verilmesinden itibaren iki hafta içinde eksikliğin giderilmesini veya gerçeğe aykırı bilgilerin düzeltilmesini yayın sahibinden ister. Bu istemin tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde yerine getirilmemesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığı yayımın durdurulmasını asliye ceza mahkemesinden talep eder. Mahkeme en geç iki hafta içinde karar verir. Bu karara karşı acele itiraz yoluna başvurulabilir.
Beyanname içeriğinde meydana gelen her değişiklik, iki hafta içinde, gerekli belgelerle birlikte yeni bir beyanname ile aynı makama bildirilir.
Birinci fıkra hükmü, değişikliğe ilişkin beyannameler hakkında da uygulanır.
Sorumlu müdürün bu görevden ayrılması halinde, yenisi tayin edilinceye kadar sorumluluk yayın sahibine veya temsilcisine aittir.
Süreli yayın sahibinin hakkını kaybetmesi
MADDE 9. — Süreli yayın sahibinin beyanname verdiği tarihten itibaren bir sene içinde süreli yayın yayımlanmaz veya yayımlandıktan sonra yayıma üç yıl müddetle ara verilirse beyanname hükümsüz kalır ve sağladığı hak ortadan kalkar.
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri saklıdır. Ancak, bu Kanunun yürürlük tarihinde 5680 sayılı Basın Kanunu gereği mevkute neşredenler, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği mevkute neşretmekten alıkonulamazlar.
Teslim yükümlülüğü
MADDE 10. — Basımcı, bastığı her türlü yayının imzalı iki nüshasını, dağıtım veya yayımın yapıldığı gün, mahallin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmekle yükümlüdür.
Bu yükümlülük, basılmış eserin içerik ve biçim yönünden herhangi bir değişikliği içeren daha sonraki basımları ile tıpkı basımları için de geçerlidir.
Basımcıya bu yükümlülüğünü yerine getirdiğine dair bir alındı belgesi verilir.
Beyanname örnekleri:
Beyanname-1 (sorumlu müdür ve sahipler için) / http://www.medya-turk.net/mevzuat-beyanname-1.xls
Beyanname-2 (yayın beyannamesi) / http://www.medya-turk.net/mevzuat-beyanname-2.xls
Kanunun tümünü word belgesi halinde indirmek için: 5187 Sayılı Basın Kanunu
——————————————————————————–
BİRAZ DAHA DETAY İSTERİZ DİYENLERE ÖZEL
Efendim, yukarıdaki yasa metni, her ne kadar istenen belgeleri detaylı olarak açıklıyorsa da,
uygulamada bunun nasıl olacağı kafa karıştırıyor, tekrar tekrar soruluyor.
O nedenle biraz daha bilgi vermek uygun olacak…
Süreli yayın konusunda ilgili cumhuriyet savcılığına verilecek ilk belgeleri anlatarak başlayalım.
Gereken belgeler
Bu sayfada linki bulunan beyannameler hem sorumlu müdür hem de yayın sahibi için ayrı ayrı doldurulur. Sorumlu müdür olabilmek için en az lise mezunu olma şartı aranmaktadır.
Sorumlu müdür, sigortalı olarak ve 212 sayılı yasaya göre çalıştırılmalıdır. Bu nedenle
sorumlu müdür için ayrıca bir SSK fişi hazırlatmanız ve beyannamesini o işyerini esas
göstererek vermeniz gerekecek. (Mali müşaviriniz bu konuyu detaylarıyla bilir).
Belgelerin arasına sorumlu müdürün noter onaylı lise diploması örneği,
hem sorumlu müdür ve hem de yayın sahibi için birer örnek ikametgah, nüfus cüzdanı örneği, sabıka kaydı dosyaya eklenir. Yayıncı dernek, şirket ya da vakfın ana sözleşmesinden bir örnek (tüzük, vakıf senedi vs) dosyaya konur. Ana sözleşmede ‘gazete-dergi vs yayıncılığı’ ifadesinin bulunması gerekir. Yoksa genel kurul toplanıp değişiklik yapılmalıdır.
Dosyaya konacak son belge ise, yönetim kurulu kararı…. İlgili şirket, dernek yada vakfın yönetim kurulu; yayının periyodu, adı, sorumlu müdürü, dağıtım şekli, idare ve baskı yerinin açıkça belirtildiği bir kararı deftere işleyip onaylamalıdır. Örneğin o cümle şöyle kurulabilir:
“Merkezi İstanbul’da olmak üzere şirketimizce günlük bir gazete yayınlanmasına,
gazetenin adının “Anadolu” olmasına, Anadolu gazetesinin sahipliğini şirketimiz adına Nuri Kolaylı’nın yürütmesine, şirket temsilcisinin Çetin Seyhan olmasına, sorumlu yazı işleri müdürlüğünün Tayfun Çavuşoğlu tarafından yürütülmesine, gazetenin Yay-Sat aracılığıyla dağıtılmasına, idare yerinin Babıali Caddesi 45 İstanbul şeklinde ilan edilmesine, gazetenin idare merkezinde yayına hazırlandıktan sonra İkitelli Atatürk Cad. N0:40′ta İkizler Matbaası’nda bastırılmasına karar verilmiştir.”
Kendi matbaanız yoksa, basım işlemini yaptıracağınız matbaayla sözleşme yapıp dosyaya
koydunuz mu… Artık dilediğiniz gibi yayıncılık yapabilirsiniz….
Son söz
Yasaya göre, esas olan ‘bildirim’dir… Yani Cumhuriyet savcılığına başvurarak, bizim şirketimizin adı A, sorumlusu B, adresi C’dir… Adı D olan bir dergi çıkaracağız… Bizi belirttiğimiz adresten bulabilirsiniz… Emre amadeyiz… diyerek bir bildirimde bulunuyorsunuz… Bu bildirimde bulunduğunuz andan itibaren de yayınızı basabilir, dağıtabilirsiniz… Yasaya göre; eğer verdiğiniz evraklarda eksiklik varsa, ilgili savcılığın yazılı talebi üzerine 15 gün içinde eksiklerinizi giderme olanağına da sahipsiniz.
Çok ciddi uyarı
Bu arada unutmadan… Yukarıdaki yönetim kurulu kararında yer alan her bilgi çok mühimdir… Diğer dergi ya da gazetelerin künyelerini inceleyerek, kendi yayınınız için de bir künye oluşturmalı, her sayıda mutlaka yayınlamalısınız… Adresi, sahibi, sorumlu yazı işleri müdürü vs. belli olmayan bir gazete yayınlamanın cezasının her sayı başına 20 milyar liradan (20 bin YTL) başladığını söylersem, sanırım ne demek istediğim daha net anlaşılır.
——————————————————————————–
Tereddüt ettiğiniz konularda ilgili birimlere başvurarak bilgi alabilirsiniz. Dilerseniz bize mail de gönderebilirsiniz… Tabii bu kadar belgeyi toplama ve yayını mutlaka çıkarma konusundaki azminiz hala devam ediyorsa… İyi yayınlar dileklerimizle
Alıntı
http://www.medya-turk.net/mevzuat-mevkute.php
Hürriyet çarpıtayım derken çuvalladı
Hürriyet yine çarpıttı. Hürriyet gazetesi, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın maaşının Bakanlar Kurulu kararıyla arttırılacağını duyurdu.
Ancak zam hesaplanırken yapılan büyük bir hesap hatası, Hürriyet muhabirlerini komik duruma düşürdü.
YÖK yasasına göre, YÖK Başkanı’nın maaşı, en yüksek devlet memuru maaşının 2 katını geçemiyor. Hürriyet, buradan yola çıkarak, YÖK Başkanı’nın maaşına yüzde 200 zam yapılacağını bildirdi.
Hürriyet’in hesabına göre en yüksek memur maaşı, Başbakanlık müsteşarına ait. Bu rakam 5.150 ytl. Bu paranın iki katı, 10.300 ytl oluyor. Hürriyet, “iki katı” ifadesini yüzde 200 olarak algılayınca, ortaya 15.450 gibi uçuk bir rakam çıkıyor. Hâlbuki iki katının oransal karşılığı yüzde 100’dür. Yüzde 200 zam yapılması durumunda ise 3 katı zam yapılmış olur. Bu da yasal olarak zaten mümkün değil.
Hürriyet muhabirleri matematikten çakınca, ortaya böyle fahiş bir hata çıktı.
Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan zam oranının ise yüzde 30 dolaylarında olduğu belirtiliyor. Yani, halen 5.200 ytl maaş alan YÖK Başkanı’na yüzde 30 zam yapıldığında, maaşı, 6.760 ytl oluyor. Hürriyet’in iddia ettiği gibi zam yapılırsa YÖK başkanı’nın maaşı 15.450 değil en fazla 10.300 ytl olabiliyor.

Pes dedirten tahammülsüzlük!
Doğan grubu gazeteleri birbiriyle yalan ve çarpıtma haber yarışına girdiler.
Aynı grubun haber ajansı olan DHA’nın (Doğan Haber Ajansı) Türkiye’nin dört bir tarafından geçtiği haberler gazete merkezlerinde itina ile düzenlenerek haberleştiriliyor. Bu tür haberlerin son örneği Erzurum’dan geçilen bir haber oldu. Milliyet ve Posta gazetelerinde Katılımcıların tamamının başörtülü köylü bayanların oluşturduğu yarışma, çarpıtılarak verildi. Yarışmacıların başörtülü olması öne çıkarılarak verilen haberde ‘Atatürk posteri önünde 14 türbanlı’ ve ‘Hale bak’ başlıkları kullanıldı.


Erzurum’da Tarım İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen kadın çiftçilere yönelik bilgi yarışmasına, 14 yarışmacının hiçbiri Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in tam adını bilemedi ve Atatürk önünde 14 türbanlı yarışmacı başlıklı haberin devamında laf yine döndürülüp dolaştırılıp başörtüsüne getirilmiş.
Çiftçilik yapan yarışmacıların başörtülü oluşunu büyük bir suçmuş gibi sunan gazete yarışmacıların başörtüsünü bağlayış şekillerine de özel bir anlam yüklemiş.Peki gazetenin ortada büyük bir suç varmış gibi yaptığı haberde işin aslı nasıl?
Öncelikle yarışmaya katılanların tamamı çiftçi.Bu nedenle de uymak zorunda oldukları her hangi bir kural yok. Yani ne öğrenciler ne de bir kamu kuruluşunda çalışıyorlar.Tamamen inançları gereği örtünerek oraya gelip yarışmaya katılmışlar.Fakat gelin görün ki Milliyet Gazete’sinin bu kadarına bile tahammülü yok.
Zaten haberde oradaki yarışmadan daha çok yarışmacıların kıyafeti üzerine yapılmış ve yazılmış bir haber. Farklı köylerden gelen ve birbirini belki de hiç tanımayan yarışmacıların benzer şekilde giyindiği iddia edilerek bu duruma özel bir anlam da yüklenmiş. Haberi yapan muhabir işi daha da ileri götürerek yarışmacıların çizmelerinden ve şık giyinmelerinden de rahatsız olmuş.
Çiftçilik yapan yarışmacıların başörtülü oluşunu büyük bir suçmuş gibi sunan gazete yarışmacıların başörtüsünü bağlayış şekillerine de özel bir anlam yüklemiş.Peki gazetenin ortada büyük bir suç varmış gibi yaptığı haberde işin aslı nasıl?
Öncelikle yarışmaya katılanların tamamı çiftçi.Bu nedenle de uymak zorunda oldukları her hangi bir kural yok. Yani ne öğrenciler ne de bir kamu kuruluşunda çalışıyorlar.Tamamen inançları gereği örtünerek oraya gelip yarışmaya katılmışlar.Fakat gelin görün ki Milliyet Gazete’sinin bu kadarına bile tahammülü yok.
Zaten haberde oradaki yarışmadan daha çok yarışmacıların kıyafeti üzerine yapılmış ve yazılmış bir haber. Farklı köylerden gelen ve birbirini belki de hiç tanımayan yarışmacıların benzer şekilde giyindiği iddia edilerek bu duruma özel bir anlam da yüklenmiş. Haberi yapan muhabir işi daha da ileri götürerek yarışmacıların çizmelerinden ve şık giyinmelerinden de rahatsız olmuş.

Aynı grubun diğer bir gazetesi olan Posta’da da durum aynı. ‘Görüntüleriyle çiftçiye benzemeyen yarışmacıların hiçbiri Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in adını bilemedi.’ ifadelerinin kullanıldığı haberden, Posta Gazetesi’nin sadece üniversitelerdeki başörtüsünden değil çiftçilerin bile başörtüsünden rahatsız olduğunu ortaya koydu.
Başörtüsüne hurafe diyen bir kişi bakın hangi konumlarda.
İşte bu yüzden bizler ülke yönetiminde ağırlığımızı artırmalıyız.